Çözümün anahtarı: Geçiş yasaları

Paylaş:

HABER MERKEZİ - Çatışma çözümü süreçlerinin pozitif bir aşamaya evrilmesinde geçiş yasaları ya da hukuki düzenlemeler hayati önem taşıyor. 

Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında Meclis'te kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, görev süresini 2 ay uzattı. Komisyonun bu sürede ortak bir rapor hazırlaması bekleniyor. Hazırlanacak rapora dair partiler arasında görüş ayrılıkları bulunurken, sürecin ilerlemesi noktasında hukuki düzenlemelerin hayati bir önem taşıdığı vurgulanıyor. 
 
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, sürecin başından bu yana hukuki düzenlemelerin önemine dikkati çekiyor. Abdullah Öcalan, Kasım ayındaki görüşmede "Pozitif aşamaya geçebilmek için bu süreçte herkesin hassasiyet, ciddiyet ve sorumluluk bilinciyle hareket etmesi hayati önemdedir" diye vurguladı. DEM Parti İmralı Heyeti üyeleri de bu yönlü açıklama ve çağrılarda bulunuyor.
 
Dünyadaki çatışma çözümü süreçlerinde yaşananlar, kalıcı bir çözüm ve barış için Abdullah Öcalan'ın işaret ettiği hukuki düzenlemelerin önemini ortaya koyuyor. 
 
Peki silahlı çatışmalara sahne olan coğrafyalarda barış ve çözüm nasıl sağlandı/sağlanıyor? Bu soruya tam bir yanıt vermek zor, çünkü her bir ülkenin geçiş süreci farklı. Bazı ülkelerde süreçler geçmişle yüzleşmeyle başlarken, bazılarında hem geçmişle yüzleşildi hem de yasal/hukuki adımlar atıldı. 
 
Dünyanın birçok yerinde bu süreçler "geçiş dönemi adaleti" olarak da nitelendiriliyor. Geçiş dönemi adaletinin gelişimi, 2. Dünya Savaşı sonrası kendisini gösteriyor. Almanya'da Nazi döneminde yaşanan katliamlardan sorumlu komutanların yargılandığı Nürnberg duruşmaları ilk geçiş hukuku yasası uygulaması olarak biliniyor. 
 
HEDEFLER
 
Geçiş dönemi adaletinin sağlanması süreçlere dönük beklentiyi yükseltiyor. Birleşmiş Milletler’e (BM) göre bu süreç, “geçmişteki geniş çaplı ihlallerin mirasıyla hesaplaşmak için bir toplumun giriştiği tüm süreç ve mekanizmaların bütünü" olup, amacı sorumluları yargılamak, adalete hizmet etmek ve uzlaşmayı sağlamaktır. 
 
Geçiş dönemi adaletiyle şunlar amaçlanıyor: 
 
* Geçmişte işlenen ağır ihlallerin ortaya çıkarılması,
 
* Mağdurların tanınması ve zararlarının giderilmesi,
 
* Toplumsal barışın inşası,
 
* Devlet kurumlarının reform yoluyla yeniden yapılandırılması,
 
* Gelecekte benzer ihlallerin önlenmesi."
 
MEKANİZMALAR 
 
Geçiş dönemi adaleti olarak adlandırılan süreç, aynı zamanda geçiş yasalarının hazırlanmasını da içerir. Dünyanın farklı bölgelerinde sürdürülen barış süreçlerinde, silahsızlanma ve çatışmaların sebeplerinin ortadan kaldırılması için özel geçiş yasaları çıkarılmıştır. Bu yasalar tek bir modele dayanmıyor. Her ülke kendi tarihsel ve toplumsal koşullarına göre özgün çözümler geliştiriyor. 
 
Ancak bazı ortak mekanizmalar sıralanabilir:
 
Hakikat komisyonları: Geçmişte yaşanan ihlallerin ortaya çıkarılması, mağdur anlatılarının görünür kılınması ve kolektif hafızanın oluşturulması amacıyla kurulur.
 
Cezai kovuşturmalar: İnsanlığa karşı suçlar ve savaş suçları gibi ağır ihlaller bakımından devletlerin cezalandırma yükümlülüğü vurgulanır.
 
Tazminat ve onarım mekanizmaları: Maddi tazminat, sembolik onarım, kamusal özür ve anma politikaları bu kapsamda değerlendirilir.
 
Kurumsal reformlar: Yargı, güvenlik güçleri ve kamu kurumlarının dönüştürülmesi, geçiş sürecinin kalıcılığı açısından zorunlu görülür.
 
Yapılacak düzenlemeler ya da çıkarılacak yasaların “uluslararası insan hakları hukuku”, “uluslararası insancıl hukuk” ve “uluslararası ceza hukuku” kapsamında ele alınması beklenir. Geçiş yasaları “Silahsızlanma ve demobilizasyonun hukuki zeminini kurmak, entegrasyon", "Geçmiş ihlallerle yüzleşme” ve "Toplumsal ve kurumsal reform” süreçlerini de içerisinde barındırır. 
 
Geçiş yasaları, beraberinde çatışmanın tarafı olan silahlı grupların silahsızlanması ve örgüt yapılarının kendisini feshetmesini de sağlar. Bu süreç, kimi yerlerde aynı zamanda silah stoklarının güvenli bir biçimde gözaltına alınmasını sağlayan hukuki ve teknik mekanizmaları da içerir. "Demobilizasyon" süreci, savaşçıların sivil yaşama geçişi için hazırlanan süreci esas alıyor. 
 
BARIŞ VE ADALET OLGULARI
 
İmralı Heyeti içerisinde de yer alan Anayasa Profesörü Mithat Sancar'a göre, barış süreçleri yalnızca çatışmanın sona erdirilmesiyle sınırlı olamaz. Sancar, geçmişte işlenen ağır hak ihlalleriyle yüzleşilmeyen toplumlarda kalıcı ve adil bir barışın inşa edilmesi mümkün olmadığına işaret ediyor. 
 
Sancar, “Devlet Aklı Kıskacında Hukuk Devleti” çalışmasında, geçiş dönemi adaletini “olağanüstü dönemlerin olağan hukuka nasıl bağlanacağı” üzerinden ele alıyor. Sancar’a göre, hesap verebilirliği dışlayan barış modelleri kısa vadeli istikrar üretse de, uzun vadede yeni çatışma dinamiklerini besliyor. 
 
Tüm uluslararası çatışma çözümü deneyimleri, barış ve adalet olgusunun birbirinden ayrılmayacağını ortaya koyuyor. Bu sürecin sadece geçmişle yüzleşme olmadığı, geleceği yeniden kurma çabası olarak ele alınması gerektiğini gösteriyor. 
 
Yarın: Güney Afrika'da 'beyaz' ırkçılık nasıl yenilgiye uğratıldı? 
 
MA / Berivan Altan