Irak’ta silahların toplanması tartışması: İç çatışma uyarısı

Paylaş:

HABER MERKEZİ – Irak’ta silahların devlet kontrolünde toplanması yönündeki tartışmalar devam ederken, Başbakan Ali ez-Zaydi’nin “güç kullanma” seçeneğinin riskli olduğunu belirten siyasi analistler, “Irak'ın son yıllarda tanık olacağı en tehlikeli iç çatışmaya dönüşebilir” uyarısında bulunuyor.

Irak’ta ABD işgali sırasında yayılmaya başlayan ve son olarak DAİŞ’in 2014 yılında ortaya çıkması ile bugünkü haline gelen “devlet dışı” silahlı örgütler tartışması Haziran ayının başında farklı bir tartışmaya dönüştü. Önceki yıllarda alınan karar kapsamında Irak’ın yeni Başbakanı ve Silahlı Kuvvetler Başkomutanı Ali ez-Zaydi’nin talimatıyla, silahların yalnızca devletin kontrolünde bulundurulması yönünde bir komite kurulduğu ve çalışmalarına başladığı bildirildi. Başbakan Ali ez-Zaydi'nin bizzat kendisinin takip edeceğini duyurduğu silahların toplanması süreci için silahlı gruplara ABD’nin de Irak’tan çekileceğini açıkladığı 30 Eylül 2026 tarihine kadar süre verildi. 
 
Verilen sürenin yanı sıra silahlarını teslim etmeyi kabul etmeyen örgütler ile ordu güçlerinin “çatışmasının kaçınılmaz” olduğu yönündeki açıklaması nedeniyle ez-Zaydi tartışma konusu olurken, silahların devlet bünyesinde toplanmasına dair tartışmalar beraberinde geldi. Irak’ta irili ufaklı onlarca silahlı grubun varlığı, kararın uygulanmasını zorlarken, ABD-İran savaşı, İsrail-Hizbullah savaşı gibi bölgesel olaylar işleri daha da karmaşık hale getiriyor. 
 
IRAK SİLAHLARA İHTİYAÇ KALMADIĞINI SAVUNUYOR
 
Irak Hükümeti ise kararı; “Irak'tan tüm yabancı güçlerin çekilmesinin ardından artık silahlara ihtiyaç kalmadı” şeklinde savunurken, ülkede tek bir ordunun oluşturulmasını planlıyor. Yine olası savaş ve sonrası durumlarında merkezi karar alma konusunda devletin tek söz sahibi olması amaçlanırken, Haşdi Şabi ve beraberindeki diğer örgütlerin tasfiye edilmesi ve komşu ülkelere dönük “içerden” yapılan saldırıların önlenmesi amaçlanıyor.  
 
Başbakan El-Zaydi, kararı savunurken, "1 Ekim, Irak devletinin tarihinde yeni bir gün olacak” diyerek, silahların tek elde toplanmasının “Irak'ın yeni bir kalkınma ve refah aşamasına geçişi için temel bir koşul olduğunu" vurguluyor. 
 
Irak Yüksek Yargı Konseyi Başkanı Hakim Faik Zeydan ile Yüksek İslam Konseyi Başkanı Humam Hamoudi de “istikrarı koruyan ve umut vadeden yeni bir aşama kuran gerçekçi bir vizyon” doğrultusunda sürecin yürütülmesi gerektiğine işaret ediyor. 
 
EN BÜYÜK 3 ÖRGÜT SİVİL SİYASETE DÖNMEK İSTİYOR
 
Kararın alınmasının ardından Irak’taki silahlı grupların en büyükleri arasında yer alan Mukteda el-Sadr liderliğindeki Barış Tugayları, Şeyh Kays el-Hazali liderliğindeki Asaib Ehli Hak ve Şibl el-Zaydi liderliğindeki İmam Ali Tugayları silahlarını devlete teslim edip sivil siyasete yöneleceklerini açıkladı. 
 
Yine El-Nujaba Hareketi, Kataib Seyyid el-Şuhada, Kataib Hizbullah el-Iraki, Saraya Evliya el-Dam ve Ashab el-Kehf isimli 5 örgüt de karara sıcak bakıyor. Bu anlamda Başbakan ez-Zaydi’nin de içinde olduğu heyet, gruplarla doğrudan müzakere ediyor.
 
‘DİRENİŞ EKSENİ’ KARŞI ÇIKIYOR
 
Ancak bunlara karşı başta İran destekli Haşdi Şabi olmak üzere “Direniş Ekseni” içinde yer alan bazı örgütler, silahların teslim edilmesine karşı çıkıyor ve kararın ABD’nin talimatıyla alınmış bir karar olduğunu beyan ediyor. 
Bu anlamda Bağdatlı yetkililer bu konuya dair ülkeyi ziyaret eden İran Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani ile bir görüşme yaptı. Iraklı yetkililer Kaani'ye, “Bağdat'ın egemen bir devlet kurmayı amaçladığını ve mevcut durumun sürdürülemez olduğunu” iletti. Ancak Kaani’nin bu konuda ne cevap verdiği bilinmiyor. 
 
Hadi el-Amiri liderliğindeki Şii bir grup olan Bedir Örgütü; “30 Eylül'e kadar silahsızlandırılması konusuna aceleyle girmiş olabileceği” konusunda uyarıda bulunuyor. Bedir Örgütü ayrıca Başbakan ez-Zaydi’yi “ABD baskısına boyun eğmiş” olmakla suçlarken, sorunun “çatışma seviyesine ulaşmasına izin vermeyeceğini” vurguluyor. 
 
Ayrıca karar alma süreçlerine ortak olma isteklerini belirten örgüt, silahlarını teslim etmek için “ABD’nin tamamen çekilmesi, Irak’â yönelik stratejik tehditlerin ortadan kalkması, Irak silahlı kuvvetlerinin hava sahasının da korunmasını sağlayacak şekilde tam donanımlı hale getirilmesini” şart koşuyor.
 
Irak'taki Nuceba Hareketi Sözcüsü Hüseyin Ali el-Musevi ise, Russia Today’e yaptığı açıklamada, "Bu silah toplama süreci yalnızca Direniş Cephesi güçlerini hedef almaktadır ve İslami Direniş güçlerine karşı yöneltilmiş bir Amerikan-İsrail komplosudur" diyerek, silahların teslim edilmesine karşı çıkıyor. 
 
ABD, HAŞDİ ŞABİ BÜNYESİNDE TOPLANMASINA KARŞI ÇIKIYOR
 
Iraklı siyasi kaynaklar ayrıca farklı senaryolar üzerinde de görüşüldüğüne dikkat çekiyor. Senaryolardan biri silahlı güçlerin komutanlıklar şeklinde Bağdat Operasyonlar Komutanlığı bünyesinde toplanması. Ayrıca öne çıkan en dikkat çekici formül ise; silahlı grupların Haşdi Şabi otoritesi altına alınması. Ayrıca silahlarının da Haşdi Şabi'nin doğrudan gözetimindeki depolarda muhafaza edilmesi. Ancak ABD bu öneriyi kabul etmiyor ve grupların tamamen lağvedilmesi gerektiği yönünde “katı tutum” sergiliyor. 
 
FEDERE KÜRDİSTAN OLUMLU BAKIYOR
 
Irak Kürdistan Bölgesi Yönetimi (IKBY) Başkanı Nêçîrvan Barzanî, Federe yönetimin karara yaklaşımını “Silahlar yalnızca devletin otoritesi altında ve Silahlı Kuvvetler Başkomutanı olan Irak Başbakanı’nın emriyle bulunmalıdır” sözleriyle açıklıyor. Bu konuda daha önce yaptığı bir açıklamada İranlı yetkililerin kendisine Irak’ta silahların devletin kontrolünde toplanması konusunda yardımcı olmaya hazır olduklarını da açıklamıştı. 
 
KDP ve YNK güçlerini oluşturan Peşmerge güçleri ise, daha önce zaten Peşmerge Bakanlığı bünyesinde 70’inci ve 80’inci Tugay Komutanlıkları bünyesinde toplanmıştı. 
 
Mevcut örgütlerin dışında Irak’ta DAİŞ’in saldırılarının ardından ortaya çıkan başka güçler de bulunuyor. Bunlardan biri Şengal’deki Ezidî’lerin kurduğu Şengal Direniş Birlikleri (YBŞ). Öz savunma temelinde haklarının ve statülerinin korunmasını isteyen YBŞ’nin durumunun ise resmi bir açıklama olmasa da Federe Kürdistan Bölgesi içinde ele alınacağı tahmin ediliyor. 
 
‘GÜÇ KULLANMA RİSKLİ BİR SEÇENEK’
 
Konuya dair Rojnews’e değerlendirmelerde bulunan Iraklı siyasi analist Qazi Faysal, meselenin özünün sadece silahlarla ilgili olmadığını; aksine konunun, Irak devletinin niteliği ve devletin güç kullanma yetkisini merkezileştirme, ayrıca savaş ve barışa ilişkin kararları kontrol etme kapasitesiyle ilgili olduğunu belirtiyor. Irak hükümetinin “güç kullanma” tercihinin “riskli bir seçenek” olduğuna dikkat çeken Faysal, bazı grupların kendilerini yalnızca askeri yapılar olarak değil, aynı zamanda kendi siyasi, güvenlik ve ekonomik gündemlerine sahip aktörler olarak gördüklerine dikkat çekiyor. 
 
‘TEHLİKELİ BİR İÇ ÇATIŞMAYA DÖNEBİLİR’
 
Siyasi analist Abdullah Kenani de, Irak’ın önünde 3 senaryo olduğunu belirtiyor: Birincisinin birleşik bir devlet yapısının oluşması, ikincisinin silahların aşamalı şekilde teslim edilmesi ve siyasi gruplara yasal güvenceler sağlanması. Üçüncüsü ve en tehlikelisinin ise çabaların başarısız olması ve geniş çaplı bir çatışmaya dönüşmesi. 
 
Kenani, ayrıca sürecin İran ve ABD arasındaki ilişkilerden ve anlaşmalardan da etkileneceğine dikkat çekiyor. Kenani, Bağdat'ın başarısının yalnızca askeri güce bağlı olmadığını ve siyasi kanalların açık olması gerektiğine dikkat çekerken şu uyarıyı yapıyor: “Eğer zaman daralır ve taraflar kendi tutumlarında ısrarcı olmaya devam ederlerse, silah meselesi bir devlet prestiji sınavı olmaktan çıkıp, Irak'ın son yıllarda tanık olacağı en tehlikeli iç çatışmaya dönüşebilir.”
 
Siyasi analist Nasır Şamra da, silahların kullanımı ve emirlerin verilmesi konusunda kimin yetkili olacağına dair ABD’nin kabulünün önemli olduğuna dikkat çekiyor. 
 
Iraklı siyasi analist Mahir Cude ise, risklere dikkat çekerek, çatışmaların sürmesi ve ortak bir karar mekanizmasının bulunmamasının “Irak'ın yararına olmadığına” dikkat çekiyor.