ÖHD Mersin Eşbaşkanı Sürecin hızlı ilerleyebilmesi için 'umut hakkı' uygulanmalı

Paylaş:
MERSİN - AİHM'in Abdullah Öcalan hakkında verdiği "umut hakkı" ihlali kararına işaret eden ÖHD Mersin Şube Eşbaşkanı Lokman Şaman, "Sürecin daha sağlıklı ve hızlı ilerleyebilmesi için kesinlikle umut hakkının tanınması gerektiği kanaatindeyiz" dedi. 
 
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM), Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın tahliye imkanı olmaksızın cezaevinde tutulmasının "umut hakkı" ihlali olduğuna dair verdiği kararın üzerinden 12 yıl geçmesine rağmen Türkiye "umut hakkına" dair yasal düzenleme yapmadı. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi'nin gündeminde olan konu, Kürt sorununun çözümüne dair başlatılan Barış ve Demokratik Toplum Süreci'yle gündemin temel tartışma konularından biri haline geldi. Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) Mersin Şubesi Eşbaşkanı Lokman Şaman, Türkiye'nin AİHM kararını yasal ve siyasi nedenlerle uygulamadığını belirterek, bu hakkın tanınmasının sürecin ilerlemesi açısından önemli olduğunu belirtti.
 
KARARA RAĞMEN DÜZENLEME YAPILMADI 
 
AİHM'nin "umut hakkı"nı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 3'ncü maddesinde yer alan "işkence ve kötü muamele yasağı" kapsamında değerlendirdiğini belirten Şaman, AİHM'in 2014'te Abdullah Öcalan hakkında verdiği kararda da 25 yılın tamamlanmasının ardından en azından "umut hakkı"nın" tanınması gerektiğine hükmettiğini ifade etti. Şaman, "Fakat Türkiye bu yolda hiçbir adım atmadı. Aslında AİHM kararının uygulanmamasının temel sebebi de yasal ve siyasi nedenler oldu. Yasal nedenlere baktığımızda Ceza İnfaz Kanunu'nda buna engel teşkil eden maddeler mevcut. Karara rağmen Türkiye herhangi bir yasa değişikliği yapmadı. Siyasi engeller ise sanki yasa değişikliği yapılırsa sadece Sayın Abdullah Öcalan için yapılacakmış gibi bir algının oluşmasıdır. Umut hakkının tanınmamış olmasının, toplumsallaşmanın da önünde bir engel olduğunu düşünüyoruz. Zira bugün heyetlerle yapılan görüşmeler neticesinde süreç ilerletilmeye çalışılıyor. Ama ne kadar sağlıklı? Sürecin daha sağlıklı ve hızlı ilerleyebilmesi için kesinlikle umut hakkının tanınması gerektiği kanaatindeyiz" diye konuştu. 
 
BİREYSEL DEĞİL BARIŞ AÇISINDAN DEĞERLENDİRMELİ 
 
"Umut hakkı"nın toplumsal boyutuna işaret eden Şaman,"'Umut hakkı' bireysel bir mesele olarak görülmemelidir. Devletlerin kalıcılığı ve sürdürülebilirliği açısından da değerlendirilmesi gereken bir mesele. Ortadoğu coğrafyasında ciddi krizler yaşanıyor. Ekonomik krizler, sosyal krizler ve siyasal krizler söz konusu. Bu krizlerin devletleri doğrudan etkilediği de bir gerçektir. Bu nedenle meseleye 'Umut hakkı' açısından baktığımızda, devletlerin kendi varlıklarını sürdürebilmeleri için içinde bulundukları çatışma ve savaş ortamlarında da bazı hakların tanınması gerektiği ortaya çıkıyor. Bu bağlamda tarafların birbirlerine umut hakkını tanımalarının önemli olduğunu düşünüyorum. 'Umut hakkı'nın tanınmasıyla birlikte ortaya çıkabilecek bir barış ortamı, devletlerin kalıcılığını güçlendiren ve onların varlıklarını sürdürebilmelerine imkan sağlayan bir zemin oluşturabilir. Bu nedenle umut hakkının sadece bireysel bir hak olarak değil, aynı zamanda barış ve istikrar açısından da değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum" ifadelerini kullandı.
 
'YASAL DEĞİŞİKLİĞE GİDİLMEDEN DE ADIMLAR  ATILABİLİR'
 
Şaman, "umut hakkı"nın tanınmasının gerekli koşulları oluşturacağını ve bunun yasa değişikliklerini de hızlandıracağını belirtti. Şaman ayrıca hasta ve siyasi tutsaklar konusunda bazı adımların mevzuat değişikliğine gerek olmadan da atılabileceğini ifade ederek, "Hasta tutsaklar yönünden ve İdare ve Gözlem Kurulları'nın kararları yönünden bunların en azından değiştirilmesi ve objektif, genel kriterlere uygun bir şekilde değerlendirilerek yasal herhangi bir değişikliğe ihtiyaç duyulmadan adımlar atılabilir. Her ne kadar komisyon, umut hakkına değinmemiş olsa da komisyonun raporunda özellikle yasal düzenlemelerin AİHM standartlarına uygun hale getirilmesine değindi. Bu standartların arasında 'umut hakkı' da var. Standartlara uygun bir şekilde ele alınırsa çoğu yerde değişikliğe de gerek kalmayacak" şeklinde konuştu. 
 
MA / Abdulkadir Ayten
 
İlgili Haberler
Nobel Ödüllü Jody Williams: Abdullah Öcalan gibi liderlere ihtiyacımız var
Nobel Ödüllü Jody Williams: Abdullah Öcalan gibi liderlere ihtiyacımız var

Nobel Barış Ödüllü Jody Williams, Türkiye’deki sürecin iyi ilerlemesinin dünya için bir örnek olacağını belirterek, “Abdullah Öcalan gibi liderlere ihtiyacımız var” dedi.

ÖHD'li Köçer: Türkiye hukukun gereği umut hakkını uygulamak zorunda
ÖHD'li Köçer: Türkiye hukukun gereği umut hakkını uygulamak zorunda

AİHM'in Abdullah Öcalan hakkında verdiği "umut hakkı" ihlali kararına işaret eden ÖHD'li Erol Köçer, "Türkiye uluslararası hukukun gereği olarak umut hakkını uygulamak zorundadır" dedi.

Çocukları ağırlaştırılmış müebbet alan anneler: Adım atılmalı <font color=#ff0000> DOSYA </font>
Çocukları ağırlaştırılmış müebbet alan anneler: Adım atılmalı DOSYA

Çocukları ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan anneler "umut hakkı" için adım atılmasını bekliyor. Tutsak Ali Nergiz ve Cebrail Ancar’ın anneleri, düzenleme yapılması halinde sürece olan inançlarının artabileceğine işaret etti.

Michael Löwy: ‘Umut hakkı’ Kürt halkı için özgürlüğe giden ilk adımdır
Michael Löwy: ‘Umut hakkı’ Kürt halkı için özgürlüğe giden ilk adımdır

“Umut hakkı”nın uygulanması için Türkiye’ye çağrı yapan dünyaca ünlü 33 düşünürden olan sosyolog Michael Löwy, “’Umut hakkı’, Kürt halkı için tam özgürlüğe giden yolda atılan ilk adımdır” dedi.

Êlih Baro Başkanı: Uluslararası hukuk işletilmeli
Êlih Baro Başkanı: Uluslararası hukuk işletilmeli

Abdullah Öcalan'ın sürecin mimarı olduğunu kaydeden Êlih Baro Başkanı Abdülhamit Çakan,"Sürecin mimarının ömür boyu cezaevinde kalmaması için infaz sisteminin değişmesi gerekiyor. Bir insanı siz yasalarla ömür boyu içerde tutmamalısınız" dedi.