İSTANBUL - Avrupa’daki kitlesel eylemlerle uluslararası kurumların HTŞ’ye yardımlarının kesilmesini amaçladıklarını ifade eden ADGB sözcülerinden Tuncay Yılmaz, “Bugün Rojava halkının yaptığı seferberliği bizim de siyasi bir seferberliğe çevirmemiz gerekiyor” dedi.
Ateşkese rağmen Heyet Tahrir el Şam (HTŞ), DAİŞ ve Türkiye'ye bağlı paramiliter grupların Rojava’ya yönelik saldırıları sürüyor. Saldırılar karşısında direniş sergilemeye devam eden Suriye Demokratik Güçleri (QSD) de seferberlik ilan etti. QSD’nin çağrısına karşın çok sayıda kişi, Bakur, Başûr ve Rojhilat’tan Rojava’ya geçerek halkın direnişine destek verdi. Kürtler ve dostları ise bulundukları her yeri eylem alanına dönüştürüyor. Avrupa’da da Kürtler ve dostları bir aydır Rojava’ya destek eylemlerine devam ediyor.
Avrupa’daki eylemlerde yer alan Avrupa Demokratik Güç Birliği (ADGB) sözcülerinden Tuncay Yılmaz, Rojava için Avrupa’da yapılan eylemlere dair ajansımıza değerlendirmelerde bulundu.
ADGB’nin uzun süredir Avrupa’da çalışmalar yürüttüğünü söyleyen Yılmaz, son süreçte öncelikli gündemlerinin Rojava olduğunu kaydetti. Yılmaz, “ADGB aynı zamanda Afrin kuşatmasına da karşı gelen bir birlik. Ancak Rojava’ya yönelik saldırıların başlamasının ardından ADGB’nin öncelikli gündemi Rojava’daki kazanımları korumak. Buradaki saldırıları püskürtmek. Kürt halkıyla beraber hem Rojava’nın hem Suriye’nin bütün halklarının güvenli, demokratik bir yaşama kavuşmaları sürecinde oradaki mücadeleye destek vermeyi önümüze koyduk. Hem diplomatik olarak hem sokak ayağında hem ortak hareket etmesi gereken demokratik kurumları yan yana getirme açısından güçlü bir çalışma yürütüyoruz. Sokak eylemlikleri özellikle KCDK-E’nin organizasyonuyla oluyor olsa da ADGB içindeki 21 kurum bu eylemliklerin içinde aktif olarak örgütleyici, katılımcı olarak yer alıyor. Avrupa'da yaşayan çok sayıda Türkiye ve Kürdistanlı kurumlar var. Bu çevreleri ve kurumları savaş güçleri karşısında Rojava halklarının yanında barış güçleri olarak yan yana getirmek istiyoruz” ifadelerini kullandı.
‘DİPLOMATİK BASKI YARATMAYA ÇALIŞIYORUZ’
Demokrasi güçler ve uluslararası sol sosyalist güçleri Rojava etrafında kenetlenmeleri için birtakım görüşmeler yürüttüklerini vurgulayan Yılmaz, “Uluslararası kurumların uzun zamandır yapmadıkları hatta tersine Rojava’daki bu durumun ortaya çıkmasında sebep olacak şekilde davranışlarını engellemek istiyoruz. Onlara uluslararası kurallara uygun davranmak için baskı yapmak istiyoruz. Kendi toplumlarının bu konuda onları kıstırması için de bir diplomasi yürütüyoruz. Çünkü Colani hükümeti kendi kendine meşruluk kazandırmış ve Suriye halklarının içinden çıkmış bir güç değil. Bu uluslararası güçlerin desteğiyle meşrulaştırılmış, takım elbise giydirilip sanki meşru bir Suriye lideriymiş gibi yürütülen bir projedir. Bu projeye AB ve diğer ülkelerden finansal ve diplomatik destekler geliyor. ADGB’nin bir diğer görevi de bu destekleri kesip Suriye halklarının kendi içinden çıkan meşru ve demokratik yapılarını güçlendirecek bir diplomatik baskı yaratmaya çalışıyoruz” diye konuştu.
‘BIJÎ ROJAVA / ROJAVA’YI BİRLİKTE YAŞATALIM’ ÇAĞRISI
“Bijî Rojava / Rojava’yı birlikte yaşatalım” şiarıyla bir çağrı yaptıklarını ve imza kampanyası başlattıklarını ifade eden Yılmaz, çağrıyla enternasyonalist, sol, sosyalist güçleri Rojava etrafında kenetlemeyi amaçladıklarını vurguladı. Rojava’daki saldırıların sadece Kürtleri ve Suriye halkını ilgilendirmediğini dile getiren Yılmaz, “Rojava dünyaya başka türlü bakmaktır. Halkların eşit, özgürce ve bir arada yaşamanın örnek modelini oluşturdu. Biz de bu örnek modeli korumayı tıpkı ilk Rojava Devrimi’nin harekete geçtiği günlerdeki gibi enternasyonalist dayanışmayla mümkün olduğunu görüyoruz. Bu çağrının amacı da bu devrimi yaşatmaktır” diye belirtti.
AVRUPA’DA BUNDAN SONRA NELER YAPILACAK?
Yılmaz, bundan sonraki çalışmalara dair şunları söyledi: “Neredeyse her gün Avrupa’nın çok sayıda ülkesinde ve kentinde sokak eylemleri devam ediyor. 150 bin, 200 bin kişinin katıldığı eylemler gerçekleştirmeye devam ediyoruz. Kobanê kuşatması kalkana kadar sokak eylemlerimiz devam edecek. ‘Bijî Rojava / Rojava’yı birlikte yaşatalım’ şiarıyla başlattığımız kampanyada imzacıların sayısı da artıyor. Bu çağrıyı imzalayanlar aslında Rojava halkından yana taraf olduklarını belirtiyorlar. Ayrıca burada kurumsal olarak kendi başına imza kampanyaları yürüten partiler de var. Almanya'da Die Linke, Alman Komünist Partisi, Fransa’da Boyun Eğmeyen Hareketler, İngiltere’de yani Latin Amerika’dan, Japonya’ya kadar geniş bir destek var, Kürt halkına ve Rojava halkına. Biz de bu desteği yaygınlaştırmaya devam edeceğiz. Ayrıca bütün bu güçlerin yarattığı sinerjiyle uluslararası kurumlara baskı yapıp bu kurumların harekete geçmesini sağlamaya çalışacağız.”
‘AVRUPA HTŞ’YE DESTEK VERMESİN’
Dünyada ABD’nin etkisiyle “bir kuralsızlık” durumunun hakim olduğunu söyleyen Yılmaz, “Bu dönemde ana güç bence en başta Kürt halkı olmak üzere bütün coğrafyalardaki halk dinamiklerinde olduğunu düşünüyorum. Devletler burada geri adım atmış durumda. Bu yüzden eylemler önemli. İsviçre Parlamentosu’nun önünde bu saldırılar başladığından beri 7/24 nöbet tutuluyor. Hem de bu soğukta. Orada bizimle görüşen resmi temsilciler, ‘Sizin yanınızdayız ama uluslararası dengeler var’ diyorlar. Somut olarak bizim hedefimiz şu: Evet, bu devletler bugünkü dengeler için orada sonuç alıcı müdahaleler edemeyebilirler. Ama örneğin İsviçre HTŞ’ye maddi yardım yapmasın. Avrupa Birliği, 620 milyon euro destek vermeyi hedefliyor. Bunu yapmasın. Çünkü HTŞ’ye verilen desteklerin tamamı demokratik bir Suriye’nin kurulmasına değil, orada Kürtleri, Alevileri, Êzidîleri, Süryanileri katleden hatta kendisi gibi düşünmeyen diğer Müslüman grupları katleden bir zihniyeti güçlendirir. Bu yüzden bu desteği kesmek gerekiyor” diye konuştu.
SİYASİ SEFERBERLİK ÇAĞRISI
Avrupa’daki bütün demokratik birey ve kurumlara çağrıda bulunan Yılmaz, herkesin Rojava halkının yanında olması gerektiğini vurguladı. Yılmaz, “Hem sokaklarda hem her türlü toplumsal ilişki içerisinde bu adaletsizliği, eşitsizliği, haksızlığı anlatarak, hem de imkanını yakaladığı her ortamda Avrupalı halkları bilinçlendirmelerini ve destekledikleri partilere bir baskı yapmalarını istiyoruz. Bugün Rojava halkının yaptığı seferberliği bizim de burada siyasi bir seferberliğe çevirmemiz gerekiyor. Rojava’daki kadın, ekolojik perspektifin kazanması sadece Kürt halkının değil, bütün bölgenin ve hatta çivisi çıkmış dünyanın içerisine bambaşka bir hava pompalayacaktır. O yüzden Rojava’nın kazanması tüm ezilenlerin, emekçilerin, kadınların, LGBTİ+’ların kazanması demektir. Bu yüzden bütün halkları Rojava etrafında kenetlenmeye çağırıyoruz” ifadelerini kullandı.
MA / Ömer İbrahimoğlu