'Geleceğin İran’ında tüm halkların temsili olmalı'

Paylaş:
HABER MERKEZİ - İran’ın geleceğinin tartışıldığı konferansın ilk paneline katılan konuşmacılar, rejimin baskılarına değinerek, demokratik bir gelecek için tüm halkların haklarının tanındığı ademi-merkeziyetçi bir İran talebinde bulundu.
 
Avrupa Parlamentosu’nda İran’ın geleceğinin tartışıldığı konferansın ilk paneli gerçekleşti. Konuşmacılar baskıları anlatırken, demokratik bir gelecek için tüm halkların haklarının tanındığı ademi-merkeziyetçi bir İran talebinde bulundu. 
 
“Demokratik bir İran'ın inşasında ulusların ve toplulukların rolü” konulu ilk panelde, PJAK Başkanlık Konseyi üyesi Siamend Moini, Ahvaz Demokratik Dayanışma Partisi Genel Sekreteri Mona Silawi, Belucistan Halk Partisi Merkez Komite Üyesi Fariba Borhanzehi ile Türkmen Sahra siyasi sorumlusu ve avukat Jouma Bouresh konuşmacı olarak yer aldı.
 
‘TÜM HALKLARIN HAKLARI TANINMALI’
 
Siyamend Moini’nin “demokratik öz yönetim” talebinde bulunduğu konuşmasının ardından Fariba Borhanzehi, Belucistan halkının özgürlük mücadelesini anlatarak, Belucilerin İran tarihinin tamamında var olduğunun altını çizdi. Maruz kaldıkları baskı ve ayrımcılıklara dikkati çeken Fariba Borhanzehi, “Beluc halkı tüm ilerlemelerden mahrum bırakıldı” dedi. Belucilerin de ülkede temsil hakkının olması gerektiğinin altını çizen Fariba Borhanzehi, İran rejiminin meseleye sadece güvenlik ekseninde yaklaştığı tepkisinde bulundu. Fariba Borhanzehi, “Barış ve güvenlik içinde yaşamak için tüm halkların haklarının tanınması gerekiyor” dedi. 
 
‘ADEMİ-MERKEZİYETÇİ BİR YÖNETİM OLMALI’
 
Türkmen Sahra siyasi sorumlusu ve avukat Jouma Bouresh, demokrasinin tüm halklar ve herkes için olması gerektiğini altını çizerek, “Merkezi yönetim daraltımalı, ademi-merkeziyetçi olmalı” dedi. Tüm bileşenlerin kaynaklardan yararlanması gerektiğini vurgulayan Bouresh, tek bayrak, tek dil ve tek ulus rejimine son verilmesi gerektiğini söyledi. “Demokratik bir ülke için tüm halkların hakları tanınmalı. İran geçmişte bir konfederasyondu” diyen Bouresh, son yüzyılda tekçi anlayışın yol açtığı ağır krizlere işaret etti.
 
Ahvaz Demokratik Dayanışma Partisi Genel Sekreteri Mona Silawi, İran da rejimin baskılarını anlatarak, demokrasi ve tüm halkların haklarının tanındığı bir ülke vurgusunda bulundu. 
 
‘DEMOKRASİYE İHTİYAÇ VAR’
 
İkinci panel “İran’ın Geleceğinde Ulusal, Sosyal ve Siyasi Katılım” başlığında gerçekleşti. Panelde, Bahtiyari Birlik Partisi Sekreteri Faramaz Bakhtiar, Ahvaz Arap Mücadele Hareketi Halkla İlişkiler Müdürü Odeh Afravi ve Finlandiya ile Turku Üniversitesi İleri Araştırmalar Enstitüsü'nde araştırmacı Raha Sabet Sarvestani sunum yaptı.
 
İlk olarak sunumunu yapan Faramaz Bakhtiyar, “Yüz yıldır demokrasi sorunumuz var. Demokrasi İran halkları için temel hedef haline geldi. Ortadoğu’nun genelinde demokrasi mücadelesi var” diye belirtti. İran’da merkezi otoriter bir hükümet olduğunu belirten Bakhtiyar, Loristan’da yüzlerce yıl hakim olduklarını ama son yüzyıldaki merkeziyetçi yapının sorun olduğunu söyledi. Loristan’ın tüm imkanlardan mahrum bırakıldığını dile getiren  Bakhtiyar, uygulanan ağır baskılara değinerek, “Demokrasiye ihtiyacımız var” dedi. Mevcut rejimin tüm İran bileşenleri için mahkum edilmesi gereken bir rejim olduğunu belirten Bakhtiyar, demokratik bir İran için daha güçlü desteğe ihtiyaç olduğunun altını çizdi. 
 
‘HALKLAR RESMİ OLARAK TANINMALI’
 
Odeh Afravi de sunumunda, yüzyıldır Ahvaz halkının sesinin duyulmadığını ve burada konuşmanın kendileri için önemli olduğunu ifade ederek, demokratik bir İran talebini vurguladı. İran’da farklı hakların resmi olarak tanınması gerektiğinin altını çizen Afravi, “Demokratik bir İran’da tüm bileşenlerin yeri olmalı. Ahvaz halkı olarak kimliğimiz var ve bunun resmi olarak tanınması gerekiyor. Demokrasi için bu şarttır” ifadelerini kullandı. Ahvaz bölgesinin yeraltı kaynakları açısından çok zengin olduğunu ancak halkın bundan mahrum bırakıldığını kaydeden Afravi, “Merkezi yönetim bizi bunlardan mahrum bırakıyor ve yoksullaştırıyor” dedi. Afravi, “Geleceğin İran’ında tüm halkların temsili olmalı” şeklinde konuşurken, demokratik bir yönetimin de ancak tüm bileşenlerin tüm aşamalara katılımıyla mümkün olduğunu söyledi. Afravi, talebini “Seküler, ademi-merkeziyetçi ve demokratik bir İran” şeklinde özetledi.  
 
İkinci panelde son sunumu Raha Sabet Sarvestani yaptı. Raha Sabet Sarvestani, “İran’ın geleceğine ilişkin tartışmalar sürerken, dikkatler çoğu zaman siyasi geçiş sürecine, diplomasiye ve müzakerelere, yaptırımlara ve liderlik meselesine yönelmektedir. Bunlar kuşkusuz önemlidir. Ancak demokratik toplumlar yalnızca siyasi düzenlemelerle inşa edilmez. Demokratik toplumlar; kamusal yaşama katılabilecek kapasiteye, bilgiye, güvene ve fırsatlara sahip yurttaşlar tarafından inşa edilir” diye belirtti. Raha Sabet Sarvestani, demokrasinin ancak halkların kurucu olarak katılımı ile mümkün olduğunu vurguladı.