Mûş’taki STÖ temsilcileri: Rojava'da halkların hukuku sağlansın

Paylaş:

MÛŞ - Rojava'da halkların hukukunun sağlanmasını talep eden Mûş'taki sivil toplum örgütü temsilcileri, Rojava'da toplumsal barış sağlanana kadar taleplerini dile getirmeye devam edeceklerini söyledi.

Mûş’ta 26 sivil toplum örgütü, Rojava’ya dönük saldırılar ve Türkiye’nin buradaki halka yönelik tutumuna dair ortak bildiri yayımladı. Kurumlar, imzalanan bildiride Rojava’da ve Suriye’nin genelinde sağlanacak demokratik geçişin önemine, Türkiye’nin bu süreçte pozitif bir rol oynaması gerekliliğine işaret etti.
 
 
Bildiride imzacı olan kurum temsilcilerinden Mûş Barosu Başkanı Kadir Karaçelik, Suriye’de 2011 yılından bu yana süren iç savaş ve toplumsal dinamiklere değinerek, Kobanê başta olmak üzere Rojava’da insan hakları bakımından büyük bir trajedi yaşandığını hatırlattı. Karaçelik, Rojava ile Türkiye tarafında kalan Kürtler arasına yüz yıl önce bir sınır çizilmeye çalışılmasına rağmen akrabalık bağlarının hâlâ sürdüğünü belirterek, orada yaşayan yurttaşların toplumsal dinamikleri, meşru talepleri ve iradeleri doğrultusunda bir yönetim modeli kararlaştırıp hayata geçirmesinin hem uluslararası hukuk hem de uluslararası sözleşmeler uyarınca en doğal hakları olduğunu ifade etti.
 
‘DAYANIŞMA İÇERİSİNDE OLACAĞIZ’
 
Bu hassasiyetle Mûş’ta 26 STÖ ile birlikte bildiri yayımladıklarını vurgulayan Karaçelik, “Biz oradaki insanlarla dayanışma içerisinde olduğumuzu ve oradaki insanların temel hak ve hukuklarının gözetilmesi gerektiğini belirttik. Orada yaşanan gelişmelere dönük hassasiyetimizi dile getirmek istedik. Türkiye’nin orada oynaması gereken role işaret ettik. En önemlisi, orada yaşanan gelişmelerin burada halk düzeyinde bir duygusal kırılmayı beraberinde getirdiğini belirterek Türkiye’ye bir çağrıda bulunduk. Taleplerimizi söyledik, söylemeye de devam edeceğiz” diye konuştu.
 
'ROJAVA SİSTEMİNE DARBE VURULMAK İSTENDİ'
 
 
Varto Demokrasi Platformu Temsilcisi Nurgül Özer, Rojava’da farklı halkların bir arada oluşturduğu bir sistemin var olduğunu, ancak geniş kitleleri bünyesinde barındıran bu yapının bazı kesimlerce kabul edilmeyerek darbe girişimine maruz kaldığını belirtti. Halkın bu duruma tepki göstermesiyle bir anlaşma sağlandığını ifade eden Nurgül Özer, bundan sonraki süreçte yapılan çalışmaların arkasında durulması ve mücadelenin daha ileriye taşınması gerektiğini dile getirdi. Bildiriyi çok değerli bulduğunu ve sağlıklı bir toplumun inşasına önem verdiklerini vurgulayan Nurgül Özer, ortaya çıkan sesin bir sonuca ulaşması için kitlesel sahiplenmenin şart olduğunu, kurumların bu çalışmaları yürütmesinin ise Rojava halkına büyük moral vereceğini söyledi.
 
‘BUNA SESSİZ KALAMAZDIK’
 
 
Mûş Mali Müşavirler Odası Başkanı ve aynı zamanda Mûş Kent Konseyi Başkanı Kutbettin Sönmezer ise yıllardan beridir bölgede bir çatışma sürecinin devam ettiğini belirterek, “Bu savaş sürecinde bölgenin asli unsuru olan Kürtler ciddi anlamda yaralar aldılar. Soykırım tehlikesiyle karşı karşıya kaldılar, ciddi bir vahşet yaşadılar” diye konuştu. Hem STK’lar hem de Kürt halkı olarak yeni gelişen saldırılara karşı duyarsız kalamadıklarını belirten Sönmezer, “Doğru olan bu konuda tepki gösterebilmektir. Özellikle Türkiye’nin bu noktada Kürtler lehine tavır alması gerektiğini düşünüyorum” ifadelerini kullandı.
 
Türkiye'nin burada "garantör" rolü oynaması gerekliliğine işaret eden Sönmezer, "Suriye’de henüz oturmuş bir hukuk sistemi ya da kurumsallaşmış bir yapı yok. Bu da coğrafyadaki insanların kaygılarını büyütüyor. Uluslararası anlamda garantörlük sağlanır ve güvenceler verilirse kaygılarımız daha aza inecektir" dedi.