Sosyalist parti temsilcilerinden Halep için çağrı: Saldırılar durdurulmalı

Paylaş:
İZMİR- Suriye Geçici Hükümeti'ne bağlı grupların Şêxmeqsûd, Eşrefiyê ve Benî Zêd mahallelerine dönük saldırılarını kınayan YSP Eşsözcüsü Ahmet Asena, saldırıların durması için tüm muhalefet kesimlerin çağrı yapması gerektiğini söyledi. 
 
Suriye Geçici Hükümeti'ne bağlı grupların Halep'in Şêxmeqsûd, Eşrefiyê ve Benî Zêd mahallelerine dönük saldırıları devam ediyor. 6 Ocak'ta başlayan saldırılara karşı mahallelerdeki asayiş güçleri, yapılan saldırılara karşı büyük direniş gösteriyor. Aylardır abluka altında olan mahallelere Türkiye kontrollü yapılan saldırılarda ağır silahlar kullanılıyor. Saldırılarda çok sayıda kişi yaşamını yitirirken, çok sayıda kişi de yaralandı. Birçok çevreden saldırıların durdurulmasına yönelik çağrılar gelmeye devam ediyor.
 
Yeşil Sol Parti (YSP) Eşsözcüsü Ahmet Asena ve Emekçi Hareket Partisi (EHP) Genel Başkanı Hakan Öztürk, saldırıların bir an önce durması gerektiğini belirtti. 
 
'TÜM KESİMLERİN ÇAĞRI YAPMASI GEREKİYOR'
 
Bir halkın yaşadığı bölgeden sürülmek istenmesinin insani ve hukuki olmadığını ifade eden Ahmet Asena, Halep'in mahallelerindeki saldırıların kabul edilemez olduğunu belirtti. Kürt halkının yaşam alanlarını korumasının en doğal hakkı olduğunu dile getiren Asena, "Bölgedeki ülkelerin hesaplarının yansımaları var. Maduro'nun kaçırılmasına haydutluk diyen bir iktidarın başka bir ülkede kendi yandaşlarını saldırtması kabul edilemez. Oradaki halka destek çıkmaktan başka yapacak bir şey yok. Suriye'de herkes kendi istediği bir yapının ortaya çıkmasını istiyor. Bunların hiçbiri doğru değil. Suriye'deki halkın taleplerine göre bir hayatın kurulması gerekiyor. Suriye'de Kürtler, Dürziler, Aleviler daha özerk yapılanmalar istiyorlar. Suriye'nin nasıl bir Suriye olacağına ne Türkiye ne de ABD belirleyemez. Bu emperyalist planlardan herkes vazgeçmeli. Bu saldırıları halkların birlikte yaşamalarına birer saldırı olarak okuyabiliriz. Suriye'de kutuplaştırmayı artıran bir dizi girişim var. Osmanlıdan beri bu böyle. Halkları birbirine düşürerek rahat yönetelim isterler. Bu saldırıların derhal durması lazım. Türkiye'deki tüm muhalefet kesimlerinin de bu çağrıyı yapması gerekiyor" diye konuştu.
 
'SALDIRILARI ŞİDDETLE KINIYORUZ' 
 
Hakan Öztürk de barışın konuşulduğu süreçte bu saldırıların kabul edilemez olduğunu ifade ederek "Böyle bir ortamda biz Kürt ve Süryani mahallelerine yapılan saldırıları konuşuyoruz. Aynı saldırılar Aleviler ve Dürzilere yönelik de gerçekleşti. Bu ne perhiz ne lahana turşusu. Yeni bir işleyiş inşa ediliyorsa nasıl oluyor da oradaki kuvvetler halka saldırıyor. Bunu defalarca yaptılar. Buna karşı dikkatli ve uyanık olmamız lazım. Bunu Türkiye kamuoyunda dillendirmemiz lazım. Eğer Kürt halkının hassasiyetlerini gözetmiyorsak biz nasıl yaşayacağız. Birlik ve beraberlikten bahsediyorsak her türlü zulme karşı ortak bir tavır göstermemiz lazım. Dolayısıyla bu durumu şiddetle kınıyoruz. İktidar bu süreçte samimiyetsiz olsa da bizim onları doğru yolu göstererek tutarlı olmalıyız. Öcalan, bu konuda çıktı bir tutum ortaya koydu. PKK'nin tutumu ortaya çıktı. Bunların üzerinden yürüyoruz. Biz bundan niye geri dönelim ki. Bütün tarafların sürecin diline göre konuşması lazım. Türkiye'deki herkesin buna uyması lazım. Sürekli bir tehdit dile ile konuşmaları doğru olmadığını söylemek lazım" ifadelerine yer verdi.
 
'MÜZAKERELERİN TAMAMA ERMESİ LAZIM'
 
Öztürk, "Halklar Suriye'de yıllardır haklarını talep ediyor ve bunun dikkate alınması lazım. Suriye'deki asıl sorun bu. Bütünlük nasıl sağlanacak. Bu sağlanmazsa da olur gibi durum söz konusu olamaz. Suriye yönetiminin bunu kabul etmesi lazım. Suriye yönetiminin güçlerinden dolayı bu kadar can kayıpları yaşanırken oradaki halklar bundan kaygılanmaz ve buna göre bir şekillenmeye gitmez mi? Gider. Eskiden beri her şeyi çarpıtarak söylüyorlar. Bunların hepsine teker teker cevap veriyor olmamız lazım.  Halkın barış istediğini anlatmamız lazım. Suriye'ye barışın gelmesi lazım. Kürt tarafı müzakereden yana ve bunun tamama ermesi lazım" diye belirtti. 
 
MA / Uğurcan Boztaş