‘Ra’ belgeseli: Düne bakmayı başarırsak yüzleşme gerçekleşir

Paylaş:
İSTANBUL -“Ra” belgeseli yönetmeni Devrim Tekinoğlu, belgeselinde Dersim Alevilerinin üzerindeki asimilasyon politikalarına değindiğini belirterek, “Düne bakmayı gerçekleştireceksek bir yüzleşme olacaktır" dedi. 
 
Devrim Tekinoğlu’nun yönetmen ve senaristliğini yaptığı  “Ra” belgeseli izleyiciyle buluşmaya devam ediyor. “Ra” belgeseli, 3’ünüc Amed Film festivali, Düsseldorf Kült Film festivalinde de izlenirken, son olarak İzmir ve İstanbul’da izleyicilerin beğenisine sunuldu. Dersim Alevilerinin kültürünü anlatan belgesel, Dersim halkı üzerinde yıllardır süren asimilasyon politikalarının sonucunu ve kültürün geldiği kökenleri konu ediniyor.
 
“Ra” belgeselinin yönetmeni Devrim Tekinoğlu, belgesele dair değerlendirmelerde bulundu. 
 
Belgeselinin geleneklere yer verdiğini ifade eden Tekinoğlu, “Belgeselde yer alan gelenekler bir kısmı daha biçimsel hale gelse de inanç ritüelleri ağırlıklı olarak devam ediyor. Bu ritüelleri aslında Dersim inanç takviminde yer edinen Gaxan, Xızır, Hawtomal aylarıdır. Bu üç ayında sürdürülmesi bazı çözülmelere, dağılmalara rağmen devam ediyor. Son yıllarda aslında toplum bu üç önemli aya daha fazla sahip çıkıyor.  Ama onun anlam dünyası yeterince ön planda konuşulmuyor. Zaman döndükçe bazı inançlar değişiyor. Şimdi de sancıların yaşandığı Dersim’de olan durum da biraz bu. Ama bir yerde de asimilasyon süreci Dersim’de devam ediyor. Asimilasyonun getirdiği bazı kültürel kayıplar söz konusu. Hala sürdürülen bu üç ay dışında diğer inancın  sürdürülme biçimleri  aslında daha da zayıflamış durumda. Ocak-zade üzerinden ocaklar, ana pir mürşit üzerinden sürdürülen inanç aslında bugün daha da zayıflamış” dedi. 
 
DOĞA İLE UYUMLU BİR YOL
 
Alevilikteki inançların nasıl evrildiğini belgeselinde anlattığı belirten Tekinoğlu, “Toplumda cemlere bir anlamda mesafeli duran kesim var. Yani dört duvarın arasında sürdürülen inancın büyük oranda yeni bir sürecin işi olduğunu söyleyebiliriz. Yani eskiyi dinleyen ama yeni bir süreç olduğunu söyleyebiliriz. Fakat doğada sürdürülen inanç, geçmişten bugüne evrilmesine rağmen devam ediyor. Belgeselde iki felsefi alt yapı da var. Birisi varlık yoluyla bugüne gelme, bir yaratıcı tarafından yaratılmak; diğeri ‘varlık varlıktan çoğalarak bugüne geldik’ diyen doğayla uyumlu doğanın enerjisi ile uyumlu bir yoldur” ifadelerini kullandı. 
 
ÖĞRENMEK İÇİN GEÇMİŞE DÖNMEK 
 
Tekinoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Alevilik inancı, felsefi olarak doğa merkezlidir hatta doğanın ta kendisidir. İnsanı da doğanın bir parçası olarak kabul eden bir anlayıştır. Bütün bir anlam dünyasını bunun üzerinden oturtur. Bir diğer çizgide yaratılma çizgisini anlatır. Bu da belgesel de var. ‘Gurûh-u Nâcî’ diyor, yani Nâcî’nin yolundan çoğalanlarız anlamı vardır. Bir yaratıcının varlığına da inanır. Tam berrak değildir. Oraya bir atıfta bulunur ve belgesel bu iki felsefi çizgiyi de işliyor.” 
 
DOĞANIN DOĞURAN GÜCÜ 
 
“İnsan geçmişe öğrenmek için döner” diyen Tekinoğlu, “Eğer geçmişe dönüyorsan oradan bir şey öğrenirsin. Bu belgesel bize bu anlamda bir veri veriyor. ‘Ra’ belgeseli bu anlamda kendi içerisinde birçok başlığı özet bir şekilde verdi. Birçok anlamda bugünün toplumuna çok yüklü bir nasihat da sunuyor. Öncelikle belgeselin başında söylendiği gibi ‘iyiliği almak kötülüğü kendinden uzaklaştırmak’ ve aslında doğanın onarıcı gücü doğanın bir parçası olduğumuzu, doğayı da kendimizde başlattığımız ve o sevgiye de ulaşacağımızı  bize hatırlatır. Düne bakmayı gerçekleştireceksek bir yüzleşme olacaktır. Doğanın bize kuvvet veren bizi yeniden doğuran gücü olur” diye konuştu.